HAK SAHİPLERİ UMUTSUZ

Okunma: 152
YEREL HABER 3 Ağustos 2020 17:25
Videoyu Aç HAK SAHİPLERİ UMUTSUZ
A
a

HAK SAHİPLERİ UMUTSUZ

Elazığ’da 24 Ocak’ta meydana gelen depremde birçok bina yıkıldı ve ağır hasar aldı. Depremde ağır hasar alan yerler arasında Elazığ’ın Abdullahpaşa mahalleside var. 6.8’lik depremde Abdullahpaşa mahallesinde ağır hasar aldı ve tüm dükkan ve evler için yıkım kararı verildi. Ama aradan 6 ay geçmesine rağmen Abdullahpaşa sakinlerine hala net bir bilgi verilmedi.Abdullahpaşa’nın çarşı esnaflarından biri durumu şöyle anlattı;
“İlk olarak bakanlarımızdan sayın Soylu ve Murat Kurum geldiler. Beraber oturduğumuz zaman bize ilk şunun sözünü verdiler “yıkım kararı çıktıktan sonra bizleri bir araya toplayacak ve bizlerle istişare edilecek nasıl dükkanlar yapılacağı hakkında bilgi verecekler” söylenmesine nazaran hiç kimse gelip hiçbir konuda istişarede bulunmadı.  Bunu da pandeminin arkasına sığınarak yaptılar. Yok pandemi var diyerek toplu bir araya gelmeyeceklerini beyan etiler, ama o dönem de Elazığ’da pandemin olmasına rağmen çalışmalar devam etmekteydi. Bir araya gelemeyeceklerse bile dükkanlar hakkında yazlı olarak bilgi verebilir veya bir proje şeklinde bize sunabilirlerdi.
“SIR GİBİ SAKLANAN PROJE”
“Mesela biz kendileri ile birebir görüştüğümüz zaman dükkanların 3 katlı olması gerektiğini çoğu arkadaş yıkıldıktan sonra tekrar yapılıyorsa bodrumların olması gerektiğini söyledi.  Ama hiç kimse bizi muhatap almadı. En son sayın bakanımızı Mustafapaşa mahallesinde yakaladık. Ora da tekrar ricada bulunduk.  Tekrar konuşulsun isteklere cevap verilsin dedik. Bizi TOKİ başkanlığına yönlendirdi. Ama  kimse bizimle orada görüşmedi. Telefonlar verildi telefonlar alındı, biz telefonla ulaştık. Tamam bugün görüşelim, yarın görüşelim denildi ama hiçbir zaman görüşülmedi. Şuanda mevcut proje elimizde var ama bu projede elimize alenen verilmedi. Projeyi bize birkaç kişinin hatır ve ricası ile gösterildi. O da gerçek mi yalan mı bilmiyoruz”.
“KİMİN KAPISINA GİTTİYSEK KOVULDUK”
“28 dükkan ve 32 dükkanın Nurullah camisiden bağımsız karşı tarafından yapılacağını duydum. Diğer taraflar da ise bina altlarına yapılacağını duydum. Mesela orada iki tane pide fırını vardı. O iki, pide fırınını bina altına veremeyecek, ruhsat veremeyecek, şimdi bu esnaflar orada mağdur olacak. Bu esnaf gidip nerede hakkını arayacak. Kimin kapısına gittiysek onun kapısından kovdular, bizi dinlemediler. Aynı şekilde 7 nolu diye bir çarşımız vardı. Onun akıbeti bile belli değil. Tamam 72 dükkan diye bir muhabbetti var. İhalesi verilmiş güzel her şeyin ihalesi veriyorlar ama nerede yapacaklar, nasıl yapacaklar, şartlar ne olacak? Normalde bir inşaat sektöründe bir inşaata başladığında ne yaparlar bir tabela asarlar. Bilgilendirme için kaç metre kare olacak ne kadar olacak diye ama Abdullahpaşa tam bir muamma sır gibi saklandı. Niye saklıyorsun ki sen bunu tekrar bu vatandaşa vereceksin. Bu konuda çok mağdur olduk.”
“FİYAT KISMINA HİÇ DEĞİNMİYORUM”
Zaten fiyat kısmına hiç değinmiyorum bile. Verdiği Mevlalarla kendime aynı kriterlerde dükkan alamam ve istediğim şekilde bir dükkan yapamam. Yani seni zorunlu olarak oraya muhtaç kılıyor. Verilen fiyat misal 500 bin bile olsa mecbur alıp ödeyeceksin. Yani bir nevi seni oraya muhtaç kılıyor. Senin dükkanını yıkıyorum arsa bedelini veriyorum. Arsa bedeli ne veriyorsun misal 100 bin veriyorum. 100 bine Elazığ’da sade bir dükkan alma ihtimalin var mı? Yok. Ama sana orda gerçekten dükkan fiyatını verse ben istediğim yerde istediğim şekilde dükkanımı alırım. Gelen arkadaş hem arsa bedelini hem dükkan bedelini öder ama böyle bir hakta tanımıyorlar. Sadece sana diyor ki arsa bedelini öderim. Bir arsa bedeline bir dükkan alamıyorsun. Mesela öyle komşularımız var ki 6 dükkanı vardı. 6 dükkanı 100 milyondan verse 600 milyon. Ama 6 dükkanı gidip bağımsız bir yerde almak istesen 600 milyona alamazsın. Bunu bu şekilde kendilerine söylediğimiz zaman gerçekten bizi kimse dinlemiyor. Herkes kendi bildiği kadarıyla kalıyor.
“ BİLMEDİĞİN ŞEYİN TEMELİNİ NASIL ATIYORSUN”
Geçen mühendisin yanına gittim. Orada çalışa diyorum ki burada neler yapılıyor. Bir açıklama yok. Diyor ki ben bir şey bilmiyorum. Ya kardeşim bilmediğin şeyin temelini nasıl atıyorsun?
 “VATANDAŞIN HAKKI YOK”
Burası hukuk devleti değil mi? Hukuk devleti diye biz burada yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Hukuk Devleti ama hukuk devleti olarak vatandaşın bir hakkı yok. Alamıyor hakkını Elazığ halkı bunu depremde çok iyi gördü. İl başkanıyla da tartıştım bunu sayın giden valimiz ile de. Sayın vali öyle tersledi ki beni “yapıyoruz” dedi.  Yapıyorsun da bir açıklama yapmıyorsun açıklamaların kısıtlı. İhaleye veriyoruz diyorsun. Ben sana ihaleyi sormuyorum ki bana yapım sürecini, nasıl yapılıyor bunları anlatman gerekiyor.
“HERKES BUNLARI BİLİYOR AMA HİÇ KİMSE KONUŞMUYOR”
Herkes bunları biliyor. Farkında ama kimse konuşmuyor. Ters düşmeyelim diye. Ama hayır ben konuşurum yıllardır AK Partiye oy vermiş, üye olmuş ilk kurulduğu günden beri desteklemiş bir vatandaş olarak konuşuyorum. Şimdi her işin doğrusu vardır yanlışı vardır. Herkesin doğrusunu yanlışını söylemek vatandaşlık görevidir.
“DEPREM PARALARI YETERSİZ”
11 bin deprem parası aldık. Ama bir esnafın 11 bin ile o eşyalarını taşıma imkanı yok. Esnafın milyonluk eşyaları var. Onları 11 bin ile nasıl taşısın.  Ve bunu dile getirdik.Ekstra maddi destek istedik.Ama o da lafta kaldı. Tamam yardım edeceğiz denildi. Ama sadece beyan edildi. Hiçbir yardımda bulunulmadı.
“ELAZIĞ’DA HERŞEYİ 2 KATINA ÇIKARILDI”
Depremden sonra çok sıkıntı yaşadık iş potansiyelimiz çok düştü. Ödemelerimizde problemler yaşadık. Depremde SSK ve vergi… durduruldu. Ardından pandemi geldi. Bunu devamı sürecini getirdi. Pandemi kalkınca ise  Elazığ her şeyin iki katı fazla yük taşımak zorunda kaldı. Diğer iller 2 veya 3 ay erteleme yapabildi veya işçi çıkarma yasağı geldi. Ama Elazığ 24 Ocak’tan beri vergin SSK’nın ve diğer borçların yükünü bir anda sırtlamaya başladı. Her şey bir anda istenmeye başlandı. Bakanlık olsun Cumhurbaşkanlığı olsun biraz daha esneklik gösterebilirlerdi Elazığ için. Yani Elazığ ayrı pandemi ayrı olarak düşünmeleri lazımdı.
Süleyman Soylu sayın bakanım gerçekten ama gerçekten söylüyorum merhamet dolu biri. Ben onu birebir yaşadım. Beni ve benim gibi birçok vatandaşı sabırla dinledi. Allah razı olsun diyorum. Elinden geleni yaptı Elazığ için. Ama diğer kişi ve makamlar için bu konuda biraz üzgünüm, duraksıyorum, cevap veremiyorum. Çünkü gereken ilgi alakayı gözümle görmüyorum, beğenmiyorum, tasrif de etmiyorum. 
BİNAYI YAPIYOR BALKONU YOK
Adam binayı yapıyor balkonu yok. Benim hemşerim balkon sever o yüzden benim memleketimde balkonsuz ev olamaz. Gerçekten bunun altını çizerek söylüyorum bu iş böyle olmaz. Küçük binalar olamaz. Çünkü benim vatandaşım, benim şehrim her zaman büyük evi daireleri ve büyük balkonları sevmiştir. Ama gördüğümüz örnek evleri de yaptıkları açıklamaları da biz hiç beğenmiyoruz. Ama yapacak bir şey yok. Elimizden gelen bir şey yok. O yüzden herkes kabullenmek zorunda bırakıldı diye düşünüyorum.
“HAK SAHİPLERİNE VERİLEN HİÇ BİR SÖZ TUTULMADI”
Medyada her şey dört dörtlük gösterildi. Para akışı var sürekli Elazığ’a milyar dolarlar geliyor. Şu kadar yatırım yapıldı. Şunlar yapıldı. Evet belki bir şeyler yapılıyor ama gerçekten mağdur insanların elinde olan hiç bir şey yok. Mesela yeni şehir hastanesi orda bir çalışma var. Zafran da bir çalışma var. Galeri Sitesi’nin orda var. Bizim tabirimizle Meryem Dağı’nda bir çalışma var. Tamam çalışma çok ama kim ne yapıyor, ne için yapıyor, insanlar buralardan nasıl faydalanacak kim nereye gidecek kimsenin bir bilgisi yok.
“SABIRLA BEKLE”
Sabırla bekle diyorlar. Herkese sabırla bekle diyorlar. Adamın çarşıda evi var diyor ki git Sivrice TOKİ’de otur. Git Zafran TOKİ’de otur. Ama ne zaman olacak, neler oluyor, kimsenin bilgisi yok. İnancınız olsun çıkın Elazığ’da çoğu insana sorun herkes der sabırla bekliyoruz.
“SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZ SADECE ANLATILAN KADARINI BİLİR”
Son olarak ise; “Gerçekten Sayın Cumhurbaşkanımızın gelmesini isterim. Çünkü cumhurbaşkanımız  sadece anlatılan kadarını bilir. Çünkü koskoca bir ülke yönetiyor. Onu bir padişah gibi düşünelim. Etrafındakiler ona ne aktarırsa o kadarını bilir. Keşke biraz daha insan içine karışabilecek kadar zamanı olsaydı. Şu Elazığ’ı bir dolaşsaydı. İnsanlar ona neler anlatırdı diye düşünüyorum” diyerek sözlerine son verdi.
 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

1 Çay Kaşığı Dilinizde Bekletirseniz...

1 çay kaşığı balı dilinizde bekletirseniz...

Sıcacık içeceğinizden veya çorbanızdan bir yudum almak için sabırsızlanıyorsunuz ancak ilk yudumda diliniz öyle bir yanıyor ki geri kalanının keyfini çıkaramıyorsunuz.

Üstelik dilinizin iyileşmesi uzayınca yediklerinizden hiçbir tat alamayacaksınız. Peki dil yanması nasıl çabuk iyileştirilir?

Ağzınızdan nefes alın
 
Sıcak bir şey yedikten sonra hemen tükürün, dilinizi dışarı çıkarıp ağzınızdan nefes alıp vermeye başlayın. Ağzınızdan nefes aldığınızda soğuk hava içeri girerek yanmayı azaltır.

Soğuk bir şey yiyin/için
 
Hızlı bir şekilde soğuk bir şey yiyip içmek dilinizin sıcaklık derecesini düşürecek, inflamasyonu azaltacak ve doku hasarını önleyecektir. Buz ya da bozlu dondurma emebilirsiniz. Soğuk bir içecekten küçük yudumlar alın.

Ağzınızda ılık su çalkalayın
 
2013'te yapılan bir araştırmaya göre, yanıklardan sonra oluşan hasarı azaltmak için ılık su kullanılabilir. Ilık su, mikrosirkülasyonu arttırarak dokuların ölmesini engelliyor. Ilık suya biraz da tuz atarsanız enfeksiyonu önleyecektir. 1/2 çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suyla karıştırıp ağzınızda 30 saniye çalkaladıktan sonra tükürün. Diliniz iyileşene kadar günde birkaç kez uygulayabilirsiniz.

Bal
 
Bal, antibakteriyel özelliğiyle bakterinin hasar gören ciltte enfeksiyon oluşturmasını engelliyor; şişliği ve acıyı azaltıyor, iyileşmeyi hızlandırıyor. 1 çay kaşığı balı dilinize yayın, dilinizin üzerinde mümkün olabildiğince bekletin. Gün 2-3 kez tekrarlayın. Bal 1 yaşının altındaki çocuklara verilmemelidir!

Şeker
 
Şeker yanma hissini yatıştırır. Tat alma duyusunu geliştirir. 1 çay kaşığı şekeri dilinize koyup dilinizi damağınıza yaslayıp şeker eriyene kadar bekleyin. Kan şekeriniz yüksekse tavsiye edilmez!

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat