S.SERRA TAYLAN

İŞSİZLİK PSİKOLOJİSİ ÜZERİNE

İŞSİZLİK PSİKOLOJİSİ ÜZERİNE

A
a

Hayatlarımızı idame ettirebilmek , ihtiyaçlarımızı g,derebilmel için günümüz ekonokim koşullarında paraya ihtiyacımız vardır.Para alım satım gücümüzü blirleyen önemli bir metadır.Kim ne derse desin.Para çok önemlidir.Para kazanmak için çalışmak zorundayız.Günümüz toplumsal yaşantısında oluşturulan ekonomik sistem iş gücü karşılığında kazanç sağlamak üzerine kurulu. 

Günümüz koşullarında özellikle herkesin malumu olan pandemi nedeni ile zaten ekonomik sorunlarla mücadele eden insanlar daha da büyük bir sorunla karşılaştılar.İŞSİZLİK..Hemen hemen herkesin hanesinde işsizlikle ilgili sorun yaşayan bireyler oluştu.Çünkü üretimin azalması iş yerlerinin kapanması koca bir işsizler ordusu oluşturdu. 

İşsizlik, Dünya'da ve Türkiye’de kötüye giden ekonomik hayatın kendisini sürekli besleyen sosyal, ekonomik ve psikolojik bir problem haline geldi.Hali hazırda işsizlikle boğuşan bir çok insanın karşı karşıya kaldığı “gelir kaybı” ilerleyen zaman içerisinde psikolojik bir yıkım sürecini başlatmakta. 

İşsizlik olgusu, bireyleri ücret gelirinden yoksun bırakması nedeniyle öncelikle ve çoğunlukla ekonomik boyutu ile ele alınan bir kavramdır. Ancak işsizliğin ekonomik boyutu yanında psikolojik anlamda da bireyler üzerinde ciddi etkileri olduğu bilinmektedir. Özellikle işsizlik sürecinin uzaması, işsizliğin neden olduğu psikolojik sorunları arttırabilmekte, bireylerin iş bulma ümidini kırarak bireyleri işgücü piyasalarından uzaklaştırabilmektedir. 

Ekonomik sorun Özellikle aile hayatında yükümlülükleri  ve finansal sorumlulukları olan yetişkinler için “gelir kaybı ve fakirlik” psikolojik yıkıma neden olabilmektedir.İşsizliğin özellikle uzun zaman alan bir sürece yayılması kişide ağır depresyonlara neden olmaktadır.Ekonomik krizin kendisi zaten bir sorunken bir de iş yapamama, sorumluluklarını yerine getirememe gibi sorunlar kişide uzun vadede onarılması zor derin izler bırakmaktadır. İşsizliğin kişiler ve toplumlar açısından günümüz dünyasında önemli ekonomik problemlerin başında geldiği inkar edilemez bir gerçektir. Ancak işsizliğin insanlat üzerindeki etkisinin ekonomik sonuçları yanında psiko-sosyal boyutu da önemle üzerinde durulması gereken konulardan biridir. 

 İşsizliğin beraberinde bir çok kişi için psikolojik ve fiziki sağlık problemlerini getirdiği tespit edilmiştir. İşsizliğin sağlık üzerindeki etkileri: psikolojik rahatsızlıklar, bedensel ve ruhsal  sağlık için olumsuz risk faktörü kategorilerinde görülmektedir. Sosyal bir norm olarak işsizliğin psikolojik baskı unsuru olarak bireyler üzerindeki etkisinin, ekonomide yüksek düzeyde bir işsizliğin olduğu durumlarda azalma eğilimi gösterdiği dikkat çekmektedir. Yaşamak için çalışmak zorunda kalan birey işsizlikle karşı karşıya kaldığı durumda öncelikle işin maddi kısmının yarattığı travmayla baş etmek zorunda kalırken, sürecin uzaması,bireyin sorumluluklarını yerine getirmede karşılaştığı sorunla, özellikle de maddi anlamda yükümlülükleri olan bireyler için zamanla psikolojik olarak farklı olumsuz duygulara girmesine neden olmaktadır.Bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi olan kişi, yükümlülüğünü yerine getirememiş olmanın verdiği suçluluk duygusunu da doğurmaktadır.Bu suçluluk duygusu zamanla yerini işe yaramama hissine bırakmaktadır. Çalışmak veya bir iş sahibi olmak, hayatımızı idame ettirmeye yönelik ekonomik ihtiyaçlarımızın karşılamanın da ötesinde toplumsal hayatta bir statüye sahip olma, bir yer edinme, bir sınıf ya da gruba   ait olma, saygı ve değer görme, bir işe yarama, faydalı olma gibi psikolojik ve sosyal ihtiyaçlarımızın da giderilmesine fayda sağlamaktadır. Çalışan birey her şeyden önce kendi ayaklarının üzerinde durarak hem kendi hem de çevresindeki bireylerin yaşamlarına olumlu katkılarda bulunmaktadır. Maalesef ki çalışma hayatının insana kattığı maddi ve manevi olumlu katkılar işsizlik durumunda da yıkıcı etkilere dönüşebilmektedir. Bu açıdan işsizlik deneyimi ve işsiz kalınan süre uzadıkça birey kendine olan güven ve saygısını yani öz güven ve öz saygısını kaybetmeye başlamaktadır. Hatta bu güven ve saygı kaybı artmaya başladıkça kendini işe yaramaz görmekte ve hem kendine hem de yakın çevresine karşı bir suçluluk duygusuna girmektedir. İşsizlik süreci arttıkça birey artık iş aramaktan da vazgeçmeye başlamaktadır. Ve zamanla iş aramaktan vazgeçen bu kesim artık umudu kırılmış iş gücü haline gelmektedir. İş bulamayan insan zamanla öğrenilmiş çaresizliğe mahkum olmaktadır. 

İnsanın ruh sağlığını bozan bu durum zamanla kişinin beden sağlığına da olumsuz yönde etki etmektedir. Psikolojik sorunlar zamanla saçlardan tutun, mideye, cilt sağlığına kadar her manada bedensel sağlığımızı olumsuz etkilemektedir. Ve bunun büyük bir kitlede var olduğunu düşünürsek işsizliğin toplumsal olarak verdiği zararların boyutu daha da artmaktadır. Toplumsal bir mutsuzluk hakim olmaktadır. Bu durumla nasıl başa çıkılabilir.Kişi kendi düşünce yapısından umutsuzluk kavramını silerek mücadeleye devam etmesi gerektiğinin bilincinde olmalıdır.Toplumsal olarak da iişsiz bireylerin psikolojik sağlığını onaracak, yeniden iş arama motivasyonunu arttıracak önlemler büyük önem taşımaktadır. 

1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sİzce Dolar daha fazla yükselir mi?

e-gazete E-GAZETE
sayfalar SAYFALAR
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR

1 Çay Kaşığı Dilinizde Bekletirseniz...

1 çay kaşığı balı dilinizde bekletirseniz...

Sıcacık içeceğinizden veya çorbanızdan bir yudum almak için sabırsızlanıyorsunuz ancak ilk yudumda diliniz öyle bir yanıyor ki geri kalanının keyfini çıkaramıyorsunuz.

Üstelik dilinizin iyileşmesi uzayınca yediklerinizden hiçbir tat alamayacaksınız. Peki dil yanması nasıl çabuk iyileştirilir?

Ağzınızdan nefes alın
 
Sıcak bir şey yedikten sonra hemen tükürün, dilinizi dışarı çıkarıp ağzınızdan nefes alıp vermeye başlayın. Ağzınızdan nefes aldığınızda soğuk hava içeri girerek yanmayı azaltır.

Soğuk bir şey yiyin/için
 
Hızlı bir şekilde soğuk bir şey yiyip içmek dilinizin sıcaklık derecesini düşürecek, inflamasyonu azaltacak ve doku hasarını önleyecektir. Buz ya da bozlu dondurma emebilirsiniz. Soğuk bir içecekten küçük yudumlar alın.

Ağzınızda ılık su çalkalayın
 
2013'te yapılan bir araştırmaya göre, yanıklardan sonra oluşan hasarı azaltmak için ılık su kullanılabilir. Ilık su, mikrosirkülasyonu arttırarak dokuların ölmesini engelliyor. Ilık suya biraz da tuz atarsanız enfeksiyonu önleyecektir. 1/2 çay kaşığı tuzu bir bardak ılık suyla karıştırıp ağzınızda 30 saniye çalkaladıktan sonra tükürün. Diliniz iyileşene kadar günde birkaç kez uygulayabilirsiniz.

Bal
 
Bal, antibakteriyel özelliğiyle bakterinin hasar gören ciltte enfeksiyon oluşturmasını engelliyor; şişliği ve acıyı azaltıyor, iyileşmeyi hızlandırıyor. 1 çay kaşığı balı dilinize yayın, dilinizin üzerinde mümkün olabildiğince bekletin. Gün 2-3 kez tekrarlayın. Bal 1 yaşının altındaki çocuklara verilmemelidir!

Şeker
 
Şeker yanma hissini yatıştırır. Tat alma duyusunu geliştirir. 1 çay kaşığı şekeri dilinize koyup dilinizi damağınıza yaslayıp şeker eriyene kadar bekleyin. Kan şekeriniz yüksekse tavsiye edilmez!

Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat