Elazığ
25 Şubat, 2024, Pazar
  • DOLAR
    31.07
  • EURO
    33.67
  • ALTIN
    2032.5
  • BIST
    9374.2
  • BTC
    51506.387$

GÖSTERİŞ DEĞİL İSRAF

04 Aralık 2023, Pazartesi 18:48

Hepimiz misafir ağırlamayı severiz değil mi? Misafir bereketi ile gelir çünkü biri beş eder.En güzel elbiselerimizi giyer, en güzel bardakları tabakları koyarız masaya. O gün daha bir itina gösteririz temizliğe, düzene. İmandandır paklık, parıl parıl parıldar dört bir yan.

Peygamber Efendimiz buyuruyorlar; “ Misafir rızkı ile gelir, giderken de ev sahibinin günahlarının affına vesile olur.” Misafirlik gösteriş yapma, dedikodu kazanlarını kaynatma vesilesi olmadığı müddetçe tabi. Yoksa affın vesilesini bırakın bir kenara, günahın üstüne günah eklenir kuşkusuz.

Dinimizde misafirliğin önemi oldukça büyük, misafiri en iyi şekilde ağırlamak ev halkının şanını yüceltir.  Fakat bunu yaparken israftan kaçınmak çok önemli. Cömertliği gösterişe çevirmeden ağırlamak lazım insanları.  Günümüzde misafir ağırlarken türlü türlü ikramlar, çok süslü masalar hazırlıyoruz ve bundan eve gelenlerin çok memnun kaldığını zannediyoruz. Hâlbuki gelen misafir bunlar karşısında eziliyor bazen, diken üstünde oturuyor. Belki de kendini mahcup ve çekingen hissediyor. 

İkramlıkların keyfine bakamadan aklından sizi kendi evine nasıl davet edeceğini düşünüyor, senin gibi maddi gücü yok belki de, senin kadar zamanı bile olmayabilir, senin kadar hüneri de olmayabilir ayrıca. Bunların hepsi gündelik ve normal işlerden.

Yarış haline girmiş sofralarımız var, yarına misafir varsa bugünden telaşlı hazırlıklar, on çeşit yemek, bilmem kaç çeşit tatlılar var. Bizimki diğerlerinden eksik kalmamalı düşünceleri… Bayanlar bu konuda eleştiriyi en çok hak eden kısım belki de,  gösterişi biz daha çok seviyoruz, sadeliğin zarafeti en güzeli oysaki. Çeşit çeşit yemekler yerine iki ya da üç çeşit ile de insanlar doyabilir. Eskiler gibi az çeşitle sıcak ve samimi sofralar kurabiliriz. Hem israf etmemiş oluruz hem de gelen misafiri rahat ettirmiş oluruz.

Misafirin geliyor diye bin bir türlü yemekler yapıp yoruluyoruz ve misafiri asık suratla karşılıyoruz. O vakit yemeğin bir önemi kalmıyor, misafir için en önemli şey güler yüz ve içten sıcak sohbetler…

Siz de duymuşsunuzdur. Peygamber Efendimiz yemek için yaşamazmış, yaşamak için yermiş. Evde yemek yoksa bazen bir bazen de iki hurma ile yetinirmiş. Acıkmadan asla yemez, sofradan doymadan kalkarmış.

Biz çeşit çeşit gösterişle ağırlama yaparken, aynısını senden de bekliyorum mesajı vermiş oluyoruz. Bu da misafirlikten ziyade; ev, eşya, mutfak, yemek yarışına dönen bir hal alıyor. Karşıdaki insan sizin hanenizde rahat oturacağına kafasındaki rahatsızlıkla evine daha yorgun dönüyor. Hele başkasında görüp isteyen bir eşiniz, çocuğunuz vs. varsa misafirlik tam bir işkence sonrasında.

Şimdilerde misafirleri nasıl ağırlayacağımızı düşünmekten ne bir yere gidebiliyor insanlar ne de birilerini çağırabiliyor. Geçim sıkıntısı ile mücadele eden kardeşlerimizi de düşününce bu konuda ne kadar hassas olmamız gerektiği düşüncesi daha da yer alıyor aklımda. Her şeyin mütevazı olanı ile çözüm buluyor kafamdaki tüm bu rahatsızlıklar. Yediğimiz yemekle, giydiğimiz giysiyle, bindiğimiz araç, yaşadığımız ev ile buradayım demek yerine, örnek yaşamımız ile ön sırada yer alma çabasında olmak lazım. Böylece kimimize altın tepside sunulmuş bu hayatın, diğerlerimiz için deveye hendek atlatmak kadar zor olduğunu hep hatırlamış oluruz. Buna mutlaka dikkat etmeli ve israftan uzak durmalı. İsraf deyince; bu belki bir kısmı. Hayatımızda hiçbir şeyi israf etmemeli, hep ölçüyü tam tutmaya özen göstermeli. Sevgiyi, zamanı, sözcüğü israf etmemeli… Keza bunlar gösteriş değil, hep israf sebebi.

Başta kendi nefsimize, önce kendi nefsimize. Sevgiyle, selametle.

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.